Samsun’un Ekonomik, Sosyal ve Siyasal Yapısı

II. SUNUM

Konu:  Samsun’un Ekonomik, Sosyal ve Siyasal Yapısı
Sunan: SAM-SEV adına Sadi Subaşı

SAMSUN’UN EKONOMİK, SOSYAL VE SİYASİ YAPISI

  • Üzülerek söylemek gerekirse, genel anlamda ve Samsun’un yarınları için umut verici bir siyasi irade ve yönetim anlayışından söz etmemiz mümkün değildir.1950 li yıllardan başlayarak gelen süreci derinliğine incelediğimiz de,

Samsun’un bugün içine düştüğü çıkmazı çok da yadırgamamız gerekir diye düşünüyorum. Bu süreci aşağıda ki ana başlıklar halinde gözden geçirirsek, Samsun’un son 50 yılını yaşamış olanlar sanıyorum bunu doğrulayacaklardır.

SAMSUN, DEVLETİN YATIRIM YAPTIĞI DÖNEMLERDE GEREKEN DESTEĞİ ALAMAMIŞTIR.

  • Ülkemiz de 1970’ li yıllardan başlayan dönemde Devlet, yatırımlara öncülük etmiştir. Bu anlamda DPT’nin beşer yıllık planları çerçevesinde Türkiye’de önemli sanayi yatırımları başlamıştır. İşte Samsun’un son kırk yıllık geçmişine baktığımız da, Türkiye’de ki bu sanayileşme ve devlet yatırımlardan pay alma noktasında Samsun’un çok gerilerde kaldığını görürüz.
  • Bu yatırımların siyasi iktidarlar tarafından belirleniyor olması ne yazık ki, Samsunlu siyasetçilerimiz tarafından yeterince değerlendirilememiştir.   Samsun’un o dönemlerden başlayarak güçlü bir siyasi irade oluşturamadığı görülmektedir. Oysa Samsunlu ülkemizde ki geçerli siyaset adına doğru olanı yapmış ve hemen her dönem de iktidarda ki partiye en büyük desteği veren iller arasında yerini almıştır. Ancak hemen hemen hiçbir dönem bu desteğin karşılığını yeterince alamamıştır.
  • Ancak, Samsun’un 1970’ li yıllarda sınırlı da olsa devlet yatırımı aldığını ve Samsun adına tek ciddi yatırım olan, o zaman ki isimleri ile AZOT ve BAKIR tesislerinin de bu dönemde yapıldığını söylememiz gerekir. Zaten Samsun’a ne yapılmışsa o dönemlerde yapılmıştır. Ancak o dönemler, devletin yatırım yaptığı ve siyaseten güçlü illerin Samsun’la kıyaslanamayacak yatırımları kaptığı yıllar olduğunu da gözden uzak tutmamalıyız.
  • Şöyle geriye dönüp baktığımız da bu iki tesis dışında en önemli yatırımlardan birisi de Türkiye’nin en büyük limanlarından birisi olan SAMSUN LİMANI’DIR. Sonra ki yıllarda bu limana da gerekli destek sağlanmadığı ve yenileme işlemleri yapılmadığı için, bu büyük yatırım da Samsun’a yeterli yararı sağlayamamıştır. Bunların dışında yine o dönemlerde bölgemiz de yapılan Çarşamba Şeker Fabrikası ile Lâdik Çimento Fabrikası dışında Devletin Samsun’a yaptığı başkaca bir yatırım yoktur.
  • Bu ara da barajlara da ayrı bir sayfa açmak gerekir. 1970’li yılların belki de en büyük yatırımları Kızılırmak ve Yeşilırmak üzerinde yapılmış olan dört önemli hidroelektrik santralidir. Ne var ki bu santrallerin de yararı enterkonnekte sistem aracılığı ile tüm Türkiye’ye elektrik sağlaması olmuştur. Bu barajlardan beslenecek Çarşamba ve Bafra Ovaları sulama projeleri ise, her dönem siyasilerin oy avcılığı için birer yem olmaktan öteye geçemezken, bu barajların Çarşamba Ovasını sel baskınlarından korumanın dışında Samsun’a faydası değil zararı olmuştur. Çünkü ileride söz edeceğimiz “ TEŞVİK” dışı kalışımızın gerekçesi olarak, bu santrallerin getirisinin Samsun’a yazılması gösterilmiştir.

Sonra ki yıllarda devletin yatırımlardan elini çekerek özelleştirme dönemini başlatması ile Samsun adına bir başka sorun başlamıştır. Ancak bu konuya geçmeden, yukarıda söz ettiğim Samsun adına siyasi iradenin yetersizliğini inceleyelim.

SAMSUN’DA SİYASİ YAPI VE SAMSUNLUNUN TAVRI.

  • Son 25 yılda Samsun adına siyaset yapanların, değil kentin ortak çıkarları için bir araya gelmesi, kendi aralarında dahi birliktelik sağladığı görülmemiştir. Bunda ki en büyük etken, rüyasında dahi Samsun’u görmeyenlerin, Samsunluluğu seçim zamanı aklına gelenlerin veya hayatını başka illere adamış ve o illerin sempatizanlığını yapmış olanların, siyasi parti genel merkezleri tarafından Samsun milletvekili adayı olarak Samsunluya dayatılmasından kaynaklanmıştır.
  • Samsun’un bugünkü siyasi yapısına bir bakalım. Samsun’un sayıları on birden den dokuza düşen milletvekilinin altısı iktidar partisinden, ikisi ana muhalefet partisinden, birisi de diğer muhalefet partisinden seçilmişlerdir. Ne altı iktidar milletvekilinin kendi aralarında, ne de ana muhalefet partisinin iki milletvekilinin arasında bir birliktelikten söz edilebilir mi? Bir araya gelebiliyorlar mı ki, Samsun’un sorunlarında güç birliği yapabilsinler? Bu siyasi anlayış tarzı Samsunlunun verdiği oy desteğine ihanettir. İktidarda ki Milletvekillerimiz bu kenti temsil etmek ve haklarını korumak adına bir araya gelemezse, nasıl hükümet üzerinde etkili olabilecektir?
  • Şöyle gerilere giderek bir baktığımızda bu görev için Samsunlunun önüne aday olarak çıkartılanların, hangisi Samsun için ne yapmıştır, hatırlayanınız var mıdır?Kaç tanesi seçilmeden önceki yaşamın da Samsunlu ve Samsun’un sorunları ile iç içe yaşamıştır? Samsunlu hangisini tanıyordu?
  • Seçilemeyen veya bir dönem sonra aday yapılmayan milletvekillerini bir daha Samsun da gören var mı? Milletvekilliği dönemini kapatmış ve Samsun’da yaşamını sürdüren kaç milletvekili var, bilen var mı?

Oysa Samsunlular, her dönem doğrusunu yapıp hizmet alabilmek ve çocuğuna iş kapısı açılabilmesi için, ülkeyi yönetecek iktidar partilerine oy vermiştir. Buraya kadar doğrusunu yapan Samsunlunun da bu kötü gidişte seçtiği vekilini sorgulamadığı için önemli sorumluluğu vardır.

  • Bu kent, iş ve aş kapısı demek olan “TEŞVİK” dışına itilip, bölgede teşvik dışı kalan tek il olarak aşağılandığında, Samsunlu buna seyirci kalan vekilini sorgulamamıştır? Samsun’a kirli yatırımları (MOBİL SANTRALLER, TERMİK SANTRALLERİ) layık görenleri yeniden seçme yanlışını yaparken, ileride sahip olduğu tarla ve arazilerinin para etmeyeceğini ve çoluk çocuk kanserle boğuşmak kalacaklarını düşünememiştir.

SORUMLULUKLARINI TAŞIYAMAYAN SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI.

  • Önemli Sivil Toplum Kuruluşları ise statülerinin kendilerine kazandırdığı güç ve konumlarının avantajını Samsun’un çıkarları doğrultusunda kullanamamaktadırlar. Samsun’un önemli sorunları konusun da oluşan STK platformlarına destek vermek bir yana, zaman zaman kişisel ve siyasi çıkarları uğruna karşı tavır sergilemekten de kaçınmamaktadırlar? İşin daha da ilginci, bunların bir de kalkıp, “Samsun’un sorunu, kentte yeterli birlikteliğin olmamasıdır” diye ahkâm kesmeleridir.
  • “Teşvik Birlikteliği” oluşumunu terk edenlerle, onların saygıdeğer üyeleri, Sayın Başbakan ve Sayın Maliye Bakanı’nın teşvik konusunda Samsunlulara en hafif deyimiyle tarizde bulunduğu toplantıda, onları avuçları patlarcasına alkışlamaktan kaçınmamışlardır.
  • Mobil Santraller konusunda oluşan “ ÇEVRE BİRLİKTELİĞİ” içersinde yer almamışlardır. Teşvik veremedik, sizi “CAZİBE MERKEZİ YAPACAĞIZ” diye uyutanlar ve bunu bayrak yapan bu önemli Sivil Toplum Kuruluşlarının Başkanları, STK’lar adına sadece kendilerinin çağrılı olduğu son ekonomi toplantısında, bu kez de Devlet Bakanı Sayın Ekren’in Samsun’u CAZİBELİ KENTLER dışına itişine ses çıkartamamışlardır. Hangi siyasetçimizin hangi söylediği gerçekleşiyor? Veya birbiriyle çelişmiyor? Her gün bir yenisine tanık olduğumuz, aslı astarı olmayan bu vaatler, “ kime inanacağımızı şaşırdık ”diyen Samsunluların tepkisini almıyor mu?
  • Siyasetin mutfağı olan il ve ilçe teşkilatlarında yer alanların kendi gelecekleri ve çıkarları doğrultusunda birbirleriyle uğraşmaktan Samsun adına bir proje üretenini görebiliyor muyuz? Samsun’un hangi sorunun da varlar? Onların yapması gerekenleri, sivil toplum kuruluşu olmanın sorumluluğunu taşıyan STK’ların yerine getirmesi de onları rahatsız etmiyor.
  • Böylesine üst yönetim birimleri de dâhil olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarının iletişimi kopmuş, siyasi gücü bulunmayan, teşvik dâhil her türlü avantajını kaybetmiş bir kentte, işadamlarının bir araya gelerek yatırım yapmasını beklemek insaf ölçüleri ile bağdaşamaz.
  • Teşvik dışı kalan, yatırımların yapılamadığı, iş alanlarının git gide daraldığı Samsun’a yüksek okul eğitimlerini tamamlayan genç kuşaklar dönememektedir. İşsizlik oranı Türkiye ortalamalarının üzerine çıkmıştır. Samsun geçmişine göre her alanda büyük bir erime yaşamaktadır. Eğitimde bundan nasibini alan dallardan birisidir. Özellikle ilçeler genç nüfusunu göç nedeniyle kaybetmiştir. Samsun emekli, işsiz ve memur kenti haline gelmiştir.

SONUÇ:

  • Yereli ile geneli ayrı telden çalan, iki odaklı bir kentte yaşıyoruz. Her iki kesimin ayrı telden çaldığı, akordu bozuk orkestradan da bundan farklı bir eser ortaya çıkmayacağını kabul etmek zorundayız. Samsun bugüne kadar hep sağ partilerin kalesi olmuş ve gözü kapalı, sorgulamadan her dönem desteğini sürdürdüğü için olacak, hiçbir iktidar Samsun için bir şeyler yapmak zahmetine katlanmamıştır.  Bu yapıyı değiştirmek Samsunlunun elindedir. Ama bu yapıyı değiştirmek için, önce bu kentte yaşamanın bir ayrıcalık olduğunu ve bunun bizlere yüklediği bir sorumluluğunun olduğunu öğrenmemiz gerekmektedir.
  • Aslında işin özeti, Karadeniz Bölgesi’nin merkezi ve en büyük kenti olan Samsun’un, bu büyüklüğü ve sahip olduğu potansiyeli ile bağdaşacak bir siyasi gücünün bulunmamasıdır. Üzülerek söylemek gerekirse, bugün Samsun’un siyasi bir yaptırım gücünden ve sivil lobisinden bahsetmek mümkün değildir. Samsun güçlü bir lobiye ve güçlü ve kararlı bir siyasi yapıya kavuşmadıkça yarınları için umutlu olmak da ne yazık ki pek olası gözükmüyor.

ÖNERİLER:

1- Genel anlamda ki sorunların çözülmesi için öncelikle siyasi yapının güçlendirilmesine ağırlık verilmelidir. Samsunluların, seçimler öncesi Samsun’un sorunlarına duyarlılığını kanıtlamış kişileri siyasi görüşlerine bakmaksızın seçimlerde kendileri adına siyaset yapmaya özendirmesi ve kendilerine bu konuda destek vermesi, seçilenlerden beklenen çabayı göstermeyenleri ise oy desteğini çekerek cezalandırması konularında bilinçlendirilmesi için, “SAMSUN İÇİN ORTAK ÇALIŞMA GURUBU OLUŞTURULMASI” zorunlu hale gelmiştir.

2- Bu “ORTAK ÇALIŞMA GURUBU”, Siyasi partilerin il teşkilatları ile seçimlerden en az bir yıl öncesinden başlayarak Samsun’un sorunlarını çözebilecek adayları hazırlamaları konusunda sürekli iletişim içersinde olmalıdır.

3- Samsunlunun kentlilik bilincinin artırılmasına yönelik projeler geliştirilmeli ve sivil toplum kuruluşları bu konuda ortak çalışmalar yapmalıdır.

4- Samsun için önemli olan Sivil Toplum Kuruluşları bir takım takıntılarından kurtulmalı ve Samsun için tüm Sivil Toplum Kuruluşları dayanışma içersine girmelidir.

5- Samsunlu sahip olduğu iki ovanın korunması noktasında çok kararlı olmalıdır. Küresel ısınmaya bağlı açlık ve susuzluk tehlikesinin tek çözümü olan “AKARSULARIN VE OVALARIN”  korunmasına eskisinden çok daha fazla özen gösterilerek, bunlara zarar verecek ve sonuçta yok edilmesine neden olacak yanlış sanayi tesislerinin bu verimli ovalara kurulmasına izin vermemelidir. Bu konuda Samsun’u yöneten ve siyaseten temsil edenlerin de Samsunlunun yanında kararlı bir tutum sergilemesi yüklendikleri sorumluluğun gereğidir.

6- Samsun’u yöneten ve Samsun adına siyaset yapanların öncelikli görevi Samsun’un daha iyi ve daha yaşanır bir hale gelmesini sağlamaktır. Bu konuda siyasi iktidarın muhtemel yanlış yatırımlarına ve yanlış yer seçimi sonrası Samsun’a zarar verebilecek sanayi kuruluşlarına Samsun adına sorumluluk alanlar yeşil ışık yakmamalıdır.

7- Bu konuda Samsun’un geleceğini olumlu yönde etkileyecek “TARIMSAL SANAYİNİN“ ortak strateji haline getirilmesi sağlanmalıdır.

8- Samsun’un en büyük sorunu olan işsizliğin azaltılabilmesi için yatırımları teşvik edecek önlemlere öncelik verilmelidir. Bu amaçla Samsun’un sektörel veya ilçeler bazında teşvik kapsamına alınması ve daha önceki teşvik yasasında uğradığı haksızlıkların giderilmesi yönünde milletvekillerimizin siyasi görüş ayırımı yapmadan ortak çaba harcaması, artık zorunlu hale gelmiştir. Bu konuda da, “ SAMSUN İÇİN ORTAK ÇALIŞMA GURUBU” hazırlanacak bir program çerçevesinde her türlü çabayı harcamalıdır.

9- Samsun’un geleceğini karartacak olan “günümüzde yaşanan üniversite mezunu gençlerin Samsun’a dönmemesi olgusunun” giderilmesi amacı ile yeni istihdam alanları yaratılmalı ve Samsunlu üniversite öğrencileri ile sürekli bağlantı içinde olunarak onların yaşadığı endişeler giderilmelidir.

10- Birinci maddede sözü edilen “ SAMSUN İÇİN ORTAK ÇALIŞMA GURUBUNUN” oluşturulması, yaşanan olaylar ve Samsun’un sahipsiz olduğu yönünde ki söylemlerin çoğaldığı günümüzde, çok büyük önem kazanmıştır. Hiçbir siyasi saplantı içersinde olmayacak, ancak Samsun adına ortak siyaset izleyecek bu çalışma gurubunun oluşturularak bir an önce çalışmaya başlamasını sağlamak bu sempozyumun en büyük görevi olmalıdır. Bu yapının nasıl ve kimlerden oluşturulması gerektiği konusu bu sempozyumda tüm boyutları ile tartışılmalı ve sonuç Samsun kamuoyuna açıklanmalıdır.

TEŞEKKÜRLER.

SADİ SUBAŞI
SAM-SEV  Başkanı

© 1988-2019 SAM-SEV | Samsun, Spor, Eğitim ve Tanıtma Vakfı | Tüm hakları saklıdır