Kent ve Toplum

I. SUNUM

Konu: Kent ve Toplum
Sunum: SAM-SEV adına SADİ SUBAŞI

KENT VE TOPLUM

  • Samsun tarihin tüm evrelerinde bölgede merkez olmuş bir kenttir. Bu biraz da Tanrı’nın sunduğu coğrafyanın zenginliğinden kaynaklanmıştır. Karadeniz’in Anadolu’ya açılan kapısı olması, Samsun’u hemen her dönem de ticaretin odağı haline getirmiştir. Bu özelliğinden ötürü tarih boyunca çok sayıda işgal ve yıkım yaşamıştır. Bunun yanında çok değişik kültürlerin de etkisinde kaldığından, Samsun’un sosyal ve kültürel yapısı ve yaşam kalitesi de, tüm dönemlerde bölgenin tutucu ağırlıklı yapısından çok daha farklı bir yapı sergilemiştir. O nedenle, Samsun tarih boyunca ticari merkez olmanın yanında, çağdaş yaşamında merkezi konumuna gelmiştir.
  • Ne var ki, geçmişinde Batı Anadolu ve çok değişik kültürlerden beslenen Samsun, son 40–50 yılda aldığı kırsal ağırlıklı göçlerle bu sosyal dokusunu aşındırmıştır. Sosyal yapının bozulması ile orantılı olarak Samsun hızlı bir şekilde gerilemiş ve özellikle de ekonomik açıdan da ciddi bir düşüş yaşamıştır.
  • Tüm bu olumsuzlukların sonucunda Samsun, çağdaş anlamda kentlilik bilinciyle taban tabana zıt ve özünde çıkara dayalı hemşerilik ilişkilerinin öne çıktığı yönetimlerin eline geçmiştir. İşte bu yapı, bugünkü sahipsiz ve her gün bir şeylerini kaybeden Samsun’u yaratmıştır.
  • Üzülerek söylemek gerekirse bu dönem, yani 1960–1980 arası Samsun’un hızlı bir şekilde imara açıldığı dönemlerdir. Çıkar ilişkileri ve rant hesapları ile tam bir imar katliamına uğrayan Samsun, kısa sürede plansız ve estetikten uzak bir yapılaşma ile taş yığınına dönmüştür.
  • İkişer, üçer katlı bahçeli evlere yeterli olan mevcut caddeler genişletilmeden verilen yedi sekiz katlı imar izinleri ile caddeleri bir koridor haline gelirken, o dönemin en önemli projesi sayılan ve Samsun’un geleceği açısından da çok önemli olan 100.Yıl Bulvarı da estetikten uzak çirkin yapılaşmadan nasibini almıştır. Samsun, bir anda Mimarlık Fakültelerinin “kötü kentleşen” kent örnekleri arasına girmiştir.
  • Bu kötü gidiş ve kötü yönetim anlayışı,1990 yılından sonra kısmen de olsa olumlu yönde değişmeye başlamıştır. 1989 da Belediye Başkanı seçilen Rahmetli Muzaffer Önder bir Samsunlu olarak bu tür ranta dayalı yapılaşmaların önünü kesmiştir. Ancak geçen süreçte yapılan yanlış yapılaşmaların kaldırılması mümkün olmadığından, kent merkezinde çok fazla yapacak bir şey de kalmamıştır.
  • Bu nedenden dolayı Merhum Muzaffer Önder döneminde, kentin Atakum tarafına doğru gelişmesine öncelik verilmiştir. Bu doğru karar sonucu bugün, Atakum bölgesinde çok daha düzenli ve planlı yepyeni bir Samsun doğmuştur. Yine aynı dönemde alt yapıda önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerle, kent içersinde ki alt yapının yetersizliğine dayalı olarak her yağmur sonrası sular altında kalan semtler su baskınlarından kurtarılmıştır. Yeşil alan düzenlemeleri yanında, o dönemin belki de yaptığı en önemli iş, Samsun’a 2020 yılına kadar içme suyu sıkıntısı yaşatmayacak Çakmak Barajı’nın yapılması olmuştur.
  • On yıllık Merhum Önder yönetiminden sonra başlayan Sayın Yusuf Ziya Yılmaz dönemi de onuncu yılının sonuna gelmiştir. Sayın Yılmaz döneminde Samsun adına çok önemli projeler gerçekleştirmiştir. Bu döneminde ileride en çok hatırlanacak projesi, Samsunluyu yeniden denizine kavuşturan sahil düzenlemeleridir. Sayın Yılmaz’ın ilk dönemi, aynı zamanda kentin dinamikleri ile iyi ilişkiler içersinde olduğu dönemdir. Ayrıca o dönem, Samsun’un üst yöneticilerinin büyük bir uyum içersinde olması açısından belki de en şanslı dönemidir. Bu uyum Samsunluya sahilini ve denizini kazandırmıştır.
  • Sayın Yılmaz dönemin de Samsun kentin güzelleşmesi açısından çok ciddi gelişmeler kaydetmiştir. Çağdaş kent görüntüsüne yakışmayan çok sayıda kütle kent dışına taşınmıştır. Atatürk Bulvarı’nın deniz tarafı temizlenmiş yaratılan yeni peyzaj alanları, Batı Park’ın düzenlenmesi, halkın kullanımı için yapılan plajlar, ikinci bulvarın neredeyse tamamlanacak seviyeye gelmesi ve nihayet raylı sistemin başlamak üzere olması küçümsenecek şeyler değildir. Artıları fazla olan bu dönemle birlikte Samsun’un son dönemlerde yerel yönetim bazında başarılı olduğunu söylemeliyiz.
  • Samsun’un kentsel olarak güzelleşmesi ve kent içi düzenlemeler, uzun bir aradan sonra Samsun’a gelenler tarafından çok daha iyi değerlendirilebilmektedir.. İnanıyorum ki, eğer Samsun bu son dönemlerde siyasi irade açısından da güçlü olabilseydi, bu kent içi düzenlemelere de yansıyacak ve belki de çok daha fazla kazanımlarımız olacaktı.
  • Bu dönemde beş belediye başkanlığının da iktidar partisinden olması ve belediyelere çok büyük maddi olanakların sağlanması büyük bir şans olarak görülebilir. Ancak aynı görüşte ki bu beş belediye arasında dahi yeterli uyumun kurulamamış olması bu şansı törpülemiştir. İdari yapının yeniden düzenlenmesi ve merkez de iki ilçenin oluşturulması önümüzde ki yerel seçimleri daha da ilginç hale getirmiştir.
  • Siyasi partilerin aday belirlerken siyasi tercihlerden çok, kenti iyi tanıyan ve sorunlarına duyarlılığını kanıtlamış, birikim ve deneyimleri bilinen Samsunlunun tanıdığı genç ve dinamik adayları bu günden belirlemesinde yarar vardır.

Ayrıca kendini bu kente adayacak kadar yeterli gören Samsunluların, benimsedikleri siyasi partilerden adaylığa soyunmaları kentlilik bilincinin gereğidir. Sivil Toplum Kuruluşları bu açıdan, kentlerin  yönetim birimlerini belirlemede etkin rol almalı ve yukarıda belirlenen özelliklere sahip üyelerini öne çıkartmalıdır.

ÖNERİLER:

1- Kent merkezini yakından ilgilendiren yeni idari yapılanma, önümüzde ki yılların Samsun’u açısından çok önemlidir. Bu idari yapılanma sırasında Samsun’un en büyük açmazı olan bölgecilik anlayışı kesinlikle öne çıkartılmamalıdır.

2- Samsun geneli, yukarıda da anlatıldığı gibi bölgeden aldığı göçler nedeniyle çok sayıda değişik bölgesel kültürü bir arada barındırmaktadır. Bu Samsun için bir şanstır. Ancak Samsun’da siyaset yapanların, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu kültürel zenginliği siyasi çıkarlar uğruna kullanma alışkanlığını terk etmesi gerekmektedir. Aksi halde, zaman zaman gündeme gelen bölgecilik anlayışı ve bunun konuşulması, Samsun’un birlikteliğini bozan en büyük nedeni oluşturmaya devam edecektir. Bu konuda Samsun Valisi başta olmak üzere en büyük görev kent yönetiminde görev alanlarla sivil toplum kuruluş başkanlarına düşmektedir. Samsun’un birlikteliğinin sağlanması ve sorunların çözümlenmesinde ortak aklın sağlanması için SAM-SEV, “ SAMSUN İÇİN ORTAK ÇALIŞMA GURUBUNUN” oluşturulmasını önermektedir. Sempozyuma sunulacak 2. sunum içeriğinde, oluşturulması önerilen bu gurup ile ilgili daha detaylı bilgi ve düşünceler yer almıştır.

3- Samsun’un geçmişi ile tartışmalara artık bir nokta konularak daha güzel ve ekonomik gücü yüksek bir SAMSUN için neler yapılabilir bunlar konuşulmalıdır. Bunun ilk şartı da, başta STK’LAR olmak üzere tüm kesimlerin siyasi misyonlarını bir yana iterek Samsun’un ortak çıkarlarında tek ses olmasından geçmektedir. Bunun sağlanabilmesinin bir başka şartı da gerek kurumsal, gerekse yasal statüleri gereği önemli konumda bulunan bazı Sivil Toplum Kuruluşlarının bugüne kadar sürdürdükleri tek başlarına hareket anlayışından vaz geçerek, Samsun’un çıkarları konusunda yapılacak ortak çalışma içersinde yer almalıdırlar. Tüm STK’LAR için Samsun’un çıkarlarına sahip çıkmak ilk görev olmalı, bu her türlü siyasi düşünce ve beklentinin önüne geçmelidir.

4- Ondokuzmayıs Kenti Samsunlu olmanın ( ilçeleri dâhil) bir ayrıcalık olduğu ve bunun da bir herkese bir sorumluluk yüklediği unutulmamalıdır. Kentlerde yaşamanın bir bedeli vardır. Bu kentte huzur ve çok daha güzel koşullarda yaşamak isteyen herkese düşen görev ise, bu kente sahip çıkmaktan geçmektedir. Herkesin bireysel olarak da bu kente zarar verenlere tavır koyması ve duyarsız kalmaması, Samsunluluk bilinci ile hareket etmesi gerekmektedir. “SAMSUN İÇİN ORTAK ÇALIŞMA GURUBU” bu bilincin oluşturulması için uzun vadeli bir bilinçlendirme programı hazırlamalıdır.

TEŞEKÜRLERİMİZLE.

SADİ SUBAŞI
SAM-SEV BAŞKANI

© 1988-2019 SAM-SEV | Samsun, Spor, Eğitim ve Tanıtma Vakfı | Tüm hakları saklıdır